Kayıtlar

Tavsiye

Resim
bazen her şeyi bir kenara bırakıp boşluğa düşmek istiyor insan, en sonsuzuna.. ne yapacağını, nereye gideceğini, kime ne anlatacağını bilemiyor nedense.. bir bakıyorsun her lezzeti tatmak istiyor, bir bakıyorsun sanki tüm tatları tecrübe etmiş gibi.. duvar takviminde işaretli günlerin var mı; doğruyu söyle, yoksa senin de canına kıyabileceğin bir tek zaman mı? kocaman bir hiçi bekleyerek yaşamak çok zor değil mi sence de? asla gelmeyeceğini bilerek yaşamaktan bile zor.. “ne zaman bitecek?” diye sorup durmak sanki kaderimizde var.. “ne zaman bir şeyler için, bir şeyler uğruna kan ter içinde koşacağız, ne zaman kendimizi bir şey uğruna adayacağız?” uykudan uyanıp yeni güne başlayabilmek için sağlam bir nedeni olmalı insanın, öyle bir neden ki, tutup yorganını çekecek, küçükken her sabah annenin yaptığı gibi ve ellerinden tutup kaldıracak.. güneşin gerçekten doğduğunu şeksiz şüphesiz kabul ettirecek sana.. sen hariç, herkes için yepyeni bir günün daha başladığı anı açık bir bilinçl...

Bir Yaşam İki Hayat

Resim
tamamlanmış insan yoktur; tam anlanmış insan da yoktur gerçi.. lakin tamamlıyordun beni.. tam anlıyordun.. neredeyse hiçbir eksiğimiz yoktu.. birbirini döndürüp duran iki çarktan, bir elmanın iki yarısından, bir bütünü işleten iki parçadan biri sendin hep, diğeri ben.. gün gecesiz, şarkılar özlemsiz, şiirler aşksız nasılsa öyleydik birimiz olmadan.. sanıklık dururken tanıklığı seçemedik hiçbir hikayede.. izlemek için ayıracak hiç zamanımız olmadı, çünkü oyunun içindeydik hep.. sürekli dahil oldum, hiç durmadan dahil ettin.. hayat senindi ama yaşayan bendim.. şiirler senindi, okuyan ben.. kuralları koyan sendin, fakat oyunda kaybeden hep ben.. sen buldun tüm rakiplerimi ama ödüllere her zaman ben kondum.. gündüzleri sen aldın, geceleri bana bıraktın.. şimdiki zaman senindi, geçmemiş ve gelmeyecek olan benim.. sen, her istediğinde anı değiştirebiliyordun.. ama nedense, ben kendiminkilere hiç dokunamıyordum.. sonsuzluk senin en büyük keyfindi, bitip kaybolacak olmak ise benim en ...

Filizm

Resim
ateşi dilimleyebilir misin? suyu, havayı, güneşi ve ışığı.. hepsi dilim dilim ve hepimize birer dilim.. gökkuşağı oluşturabilir misin kestiğin renk dilimlerinden? havaya, suya, güneşe ve gökyüzüne kazımak istiyorum.. ateşten buzdan konuşmak istiyorum.. ve havadan ve sudan.. bu mu lan gerçekten “insan” dedikleri? öyleyse ben, tahtadan yaratılmış olmak istiyorum.. çok mu uçtum? kağıttan olsun o zaman kanatlarım ve sesten boynuzlarım, gözlerim çakmak taşından, parmaklarım da güneşten olsun.. olsun ki aydınlansın düştüğüm tüm çukurlar.. … geçenlerde bi kuş kondu badi parmağıma, “saçma sapan konuşuyorsun..” dedi.. “saçma da sapan da korkutur seni..” dedim, “uğraşma benimle..”.. gidip yalanlar toplamasını istedim.. “onları çoktan topladılar..” dedi.. “çarp öyleyse?” “çarpılırım..” “o zaman çıkarmayı dene..” çıkarıp güneşi koydu avucuma.. bir avuç su birikintisi oluşuverdi.. sonra bir balık kondu serçe parmağıma, “hakikaten saçmalıyorsun ama..” dedi.. hakikaten.. b...

Neydi Aşk?

Resim
susmak mıydı aşk, yoksa kusmak mı içindekileri avazın çıktığı kadar? beklemek miydi bi köşebaşında çaresiz, sana gelmesini, yoksa koşmak mı her şeyi bırakıp sadece O'na? O muydu ki aşk? yoksa biz miydik aşkı O yapan? gözyaşı mıydı aşk O'nsuz gecelerde damlayan, yoksa kahkahalar mıydı O'nunla beraber atılan? çalan bi şarkıda O'nu hatırlamak mıydı farkında olmadan, yoksa O'nu hatırlamak için şarkılar çalmak mı sıradan? olamaz mıydı yahu bu aşk sebepsiz yere, yoksa biz miydik onu bağlayan basit sebeplere? mutlu olmak mıydı ki aşk, yoksa "mutlu muyum?" diye sorgulamamak mı? mutluluk neydi peki? aşk mıydı mutluluğu getiren, yoksa mutluluk mu aşka götüren? hem, mutlu etmek için mi severdi ki insan, yoksa içten bi pazarlık mı başlamıştı çoktan? pazarlık demişken.. var mıydı gerçekten satılık aşklar, ne kadar pahalıydılar? yoksa çıkar mıydı onlara inat meteliksiz aşıklar? ... tüm soruların cevaplarını bilmekti aşk.. ve bilememek.. ve se...

Salıncaklar

Resim
çıplak ayakla dolaşırken betona düşmek kadar tehlikeli özlemek.. salgın bi ruh hastalığı bulaşmışken içinde taşıyıp durduğun şeye, yatağa düşmek de öyle.. hatta, birbirinden farklı bi sürü kıyafetle giydirilmiş bi kafayla yaşarken, boşluğa düşmek de çok tehlikeli.. elle tutulabilecek tek şey kafanın içindekilerken, dengeni kaybetmemeye dikkat et.. yaşadıklarını özleyip durman, sonu hep kayboluşa çıkacak kocaman bi arayış.. yaşamıyorsun çünkü, kabul et.. kocaman bi doyumsuzluk, bitmek bilmeyen bi tatminsizlik, sonu gelmeyen istekler varken ve sen hepsini bi kenara bırakıp özlediklerini düşünürken, yaşayamıyorsun.. işin memnun ederken, karşılığı suratını ekşitiyor.. çok iyi kazanıyorsun, ama yaptıkların azap geliyor.. mutluluk gözlerinden akıyor bazen.. bazen de gözlerini yakıyor mutsuzluk.. “onu da yapayım, bundan da geri kalmayayım..” derken, kendini yine hiçbir şey yaparken buluyorsun.. yalnız kalmak istiyorsun.. sonra bi bakıyorsun, zaten yalnızsın.. sigara üstüne sigara yakıp, o...

Kümeler

Resim
kaç hayatı alabilirdik ki, ismi "H" olan ve "hayat"ı temsil eden kümemize? şu an pislik bir şarapçının battaniyesini paylaşmak da mümkün, bir bankta omuzlarını kesiştirip salya sümük ağlayarak, ve düşünerek derin derin; hayatının hiç dokunamayacağı, kümelerin en uzağı olarak kalmış hayatları.. güzeller güzeli bir hatunun kollarında olmak da mümkün, tek bir yatakta vücutlarını birleştirip yek bir vücut olarak, ve düşünerek derin derin.. kaç hayatla kesişti benim hayatım? kaçı teğet geçirdi çizgilerini? kaçın karesiydi bu hayatların üst kümeleri? kaçını alt kümem yaptım? kaçının altında kaldım? ve son kadehi doldurup kaldırmak da mümkün, bir odada bütün elemanlarından kurtularak, ve düşünerek derin derin; sevmeyi de, nefret etmeyi de beceremediğim, kesişimlerini sevmediğim ama, birleşimlerinden nefret etmediğim insanları.. şerefinize kümeler..

Göçebe

Resim
pencere camıyla parmaklıklar arasında evinize gelecek herhangi birini beklemediniz mi siz hiç? bildiğiniz bahçe çamurunu, o zamanlar bilmediğiniz oyun hamuru yerine kullanmadınız mı? kaç yağmur damlasında kendi yüzünüzün yansımasını gördünüz? kaç kere akıntılar uğurladınız birikintilere yollarını ellerinizle çizerek? merak ediyorum, yatağınızı ıslatmaz mıydınız küçükken? sonra o utançla hiç çıkmak istemediğiniz olmadı mı yatağınızdan? olmuştur, oluyor işte bazen.. M harflerinden peydahlanma kuşlarla süslemediniz mi resim defterlerinizdeki dağ yamaçlarını? gözleri, burnu ve gülümseyen bi ağzı olan kocaman güneşleriniz olmadı mı gökyüzünde çok garip duran mavi bulutlarınızın altında? köprüler kurmadınız mı dağdan süzülüp gelen derenin iki yakasını birleştirmek adına? sağı solu çiçeklerle dolu patikalarınız olmadı mı üzerinde yürüyecek olanları defterin bittiği yerdeki uçuruma sürükleyecek? olmuştur bence.. oluyor bazen.. merak etmediniz mi hiç; kimdi bu Ali, Oya, Işık, Ömer? mı...