Tavsiye
bazen her şeyi bir kenara bırakıp boşluğa düşmek istiyor insan, en sonsuzuna.. ne yapacağını, nereye gideceğini, kime ne anlatacağını bilemiyor nedense.. bir bakıyorsun her lezzeti tatmak istiyor, bir bakıyorsun sanki tüm tatları tecrübe etmiş gibi.. duvar takviminde işaretli günlerin var mı; doğruyu söyle, yoksa senin de canına kıyabileceğin bir tek zaman mı?
kocaman bir hiçi bekleyerek yaşamak çok zor değil mi sence de? asla gelmeyeceğini bilerek yaşamaktan bile zor.. “ne zaman bitecek?” diye sorup durmak sanki kaderimizde var.. “ne zaman bir şeyler için, bir şeyler uğruna kan ter içinde koşacağız, ne zaman kendimizi bir şey uğruna adayacağız?”
uykudan uyanıp yeni güne başlayabilmek için sağlam bir nedeni olmalı insanın, öyle bir neden ki, tutup yorganını çekecek, küçükken her sabah annenin yaptığı gibi ve ellerinden tutup kaldıracak.. güneşin gerçekten doğduğunu şeksiz şüphesiz kabul ettirecek sana..
sen hariç, herkes için yepyeni bir günün daha başladığı anı açık bir bilinçle karşılıyorsan eğer, bitmişsin işte.. herkes uykusundan uyanırken, sen daha dalamamışsan, tükenmişsin.. dışarıda daha çok ses vardır artık.. uzaktan gelen, yakınlaşan ve sonra tekrar uzaklara giden arabaların sesleri duyulur ilk önce.. sonra onların kornaları, çığlıkları doldurur kulaklarını.. sessiz gecenin kısmanı istediği müziğin sesi iyiden iyiye duyulmaz olur.. başlıyoruz işte; yine hazırlıklar, kapı gıcırtıları, belki birkaç adım sesi.. güneş dolar odana, huzursuz olursun.. daha bitiremediğin koskoca bir gün, diğerleri için çoktan “önceki” olmuştur artık.. açıp yine aynı şarkıyı dinlersin..
bir günün daha hunharca canına kıydığında bunu neden yaptığını sorgulayacak kimse yoksa eğer etrafında, içtiğin şeye devam et; zira kupkuru bir ağızla yaşanmıyor bu hayat..
uykudan uyanıp yeni güne başlayabilmek için sağlam bir nedeni olmalı insanın, öyle bir neden ki, tutup yorganını çekecek, küçükken her sabah annenin yaptığı gibi ve ellerinden tutup kaldıracak.. güneşin gerçekten doğduğunu şeksiz şüphesiz kabul ettirecek sana..
sen hariç, herkes için yepyeni bir günün daha başladığı anı açık bir bilinçle karşılıyorsan eğer, bitmişsin işte.. herkes uykusundan uyanırken, sen daha dalamamışsan, tükenmişsin.. dışarıda daha çok ses vardır artık.. uzaktan gelen, yakınlaşan ve sonra tekrar uzaklara giden arabaların sesleri duyulur ilk önce.. sonra onların kornaları, çığlıkları doldurur kulaklarını.. sessiz gecenin kısmanı istediği müziğin sesi iyiden iyiye duyulmaz olur.. başlıyoruz işte; yine hazırlıklar, kapı gıcırtıları, belki birkaç adım sesi.. güneş dolar odana, huzursuz olursun.. daha bitiremediğin koskoca bir gün, diğerleri için çoktan “önceki” olmuştur artık.. açıp yine aynı şarkıyı dinlersin..
bir günün daha hunharca canına kıydığında bunu neden yaptığını sorgulayacak kimse yoksa eğer etrafında, içtiğin şeye devam et; zira kupkuru bir ağızla yaşanmıyor bu hayat..

Yorumlar
Yorum Gönder