Salıncaklar

çıplak ayakla dolaşırken betona düşmek kadar tehlikeli özlemek.. salgın bi ruh hastalığı bulaşmışken içinde taşıyıp durduğun şeye, yatağa düşmek de öyle.. hatta, birbirinden farklı bi sürü kıyafetle giydirilmiş bi kafayla yaşarken, boşluğa düşmek de çok tehlikeli.. elle tutulabilecek tek şey kafanın içindekilerken, dengeni kaybetmemeye dikkat et..

yaşadıklarını özleyip durman, sonu hep kayboluşa çıkacak kocaman bi arayış.. yaşamıyorsun çünkü, kabul et.. kocaman bi doyumsuzluk, bitmek bilmeyen bi tatminsizlik, sonu gelmeyen istekler varken ve sen hepsini bi kenara bırakıp özlediklerini düşünürken, yaşayamıyorsun.. işin memnun ederken, karşılığı suratını ekşitiyor.. çok iyi kazanıyorsun, ama yaptıkların azap geliyor.. mutluluk gözlerinden akıyor bazen.. bazen de gözlerini yakıyor mutsuzluk.. “onu da yapayım, bundan da geri kalmayayım..” derken, kendini yine hiçbir şey yaparken buluyorsun.. yalnız kalmak istiyorsun.. sonra bi bakıyorsun, zaten yalnızsın.. sigara üstüne sigara yakıp, odanı dumana boğuyorsun.. bak.. kayboluş..

bilmiyorum, eskiden iki dakika da olsa binebilmek için ikili kuyruklar oluşturulan o salıncaklara hiç bindin mi.. hani ileriye doğru giderken bir daha asla geri gelmeyecekmişsin gibi giderdin geleceğe o salıncaktayken.. zaten geri gelirken hep miden bulanırdı, hatırladın mı? o bulantının sebebi şimdi daha açık sanki.. geçmişe sahip çıkmak kocaman, mide bulandıran bi yük..

salıncakların üzerinde başlayıp, orada bitecek hayatlar olmalı.. geleceğe doğru akacak ama sadece, geçmiş çarpmayacak beline.. peki ya tek başına hissedersen hep ileriye sallanırken? ya en yukarıdayken; “şimdi nereye gideceğim?” diye soracak olursan kendi kendine? geçmişin orada yapışır işte yakana.. daha fazla zorlayamazsın ileriyi, bilinmezin peşinden daha fazla koşamazsın.. korkarsın tepetaklak olmaktan.. alıştıklarına döner insan hep, bildiklerine yürür ya koşar adım.. annesinden iki dakika ayrı kalmış çocuklar gibi, ağlayarak geçmişine koşarsın sen de..

koştun.. kopamadın.. hep zayıf insan hareketi olarak gördüğünü sen de yaptın işte.. gidemedin bilinmezlik yolunda daha ileriye.. geçmişin de açmadı bu kez kollarını sana, noldu? bak.. kayboluş..

kendini bul şimdi kolaysa kaybettiklerinin arasından.. kolaysa seç yolunu bu kocaman arafta.. ufacık gülümsemelere aldandın hep.. ve hep de yenildin onlara.. gözlerini kapat, öyle oyna oyunu bir de.. bi kere de kulaklarını kullanarak denesen ne olacak? olmaz.. olmaz tabi.. tabuların var çünkü yüksek duvarlarla çevirdiğin.. çünkü alıştıklarından vazgeçemezsin.. tutsaksın kendi kendine çünkü.. olmaz..

artık çok daha uzun sürecek kayboluşlar ama.. bil bunu.. beynini kuşatacak hatıralar..

ve sen korkmadan ileriye doğru sallanmayı öğrenene kadar hep kovalayacak seni salıncaklar..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filizm

Bir Yaşam İki Hayat