Son Dans

kağıtlara dökebildiğinden daha güzel cümlelerdi aklından geçenler, kabul et.. umdukların, bulduklarına hep surat ekşitti bu hayatta.. Tanrı misafiriydin lakin.. umduğunu ararken bulduğundan da olmamak adına, alelade bi minnet duygusuyla sarıldın önüne gelene.. dört elle hem de.. görmemiş gibi ve göremeyecek gibi bir daha asla.. doğruydu.. göremiyordun aslında, hep bi eksik kalmıştı.. ya da bi yerlerde hep bi fazla vardı.. mesela, birileri eksikti bazen.. durmaman gereken yerlerde buldun kendini hiç bilmeden.. hep gitmiş oldun beklediğin gelmeden.. söylemeyi geçtin artık da, düşünemedin bile içmeden.. etrafında oksijenden çok yalan kullanan insanlar dolaşırken, kuru kuru bahsedilmek yetersiz kalmaya başlıyordu senin için de.. bahşedilmek arzusu yüreğini dolduruyor, kurtuluşa ermek istiyordun iplere gitmeden..

“bi ipin ucunda yaşamak..” derler ya hep.. ondan daha kötüsü yok mudur dersin? ucunda yaşayacak bi ipi bile bulamamak mesela.. asılamamak hayata, tutunamamak işte.. tutamamak anasını satayım.. neresinden tutacağını bilemediğin, bilsen de bulamadığın için karanlıkta; acımadan germek bütün anıları ve yaşanmışlıkları çarmıha.. öldürmek içindekileri azılı bi seri katil gibi.. nefeslerini kesip susturmak.. gömmek pişmanlıkları çoktandır içinde taşıdığın cesedin yanına ve hissetmemek hiçbir şey.. hissedememek isteye isteye ve sonra susmak yine.. olabildiğince bağırarak avaz avaz.. yeter mi kurtuluşuna, söyle..

yani affetti mi bu feda edilişler gözleri kapalı kendilerini terk edenleri, tanık mı tarih buna? neyi, neye; kimi, kime kurban ettiğini bilmediğin seçimler yapmak; en kötü yanı da, hiç dönüşü olmayan, işaret levhasız yollara sapmak her defasında, reva mı?

dikiz aynası bile olmayan kocaman bi aracı kullanamamak sarhoşluktan.. ya yarı yolda yorulacağın ya da çıkmaz sokaklarla noktalayacağın yolculuklara çıkamamak mesela, dertlerine deva mı?

hep boyları aşan duvarlarla biten; bazen kısacık, bazen daha kısa, bazen de kıpkısa hayatlara dokunup durmak, gururlanabileceğin bi deha mı?

trajik durumun.. komik, trajikomik.. mavala gerek yok.. sadece komik.. kendin dizdin tuğlalarını malum duvarların.. ağlarını ören bi örümcek gibi, kaderini örer gibi belki de.. ve tıkadın artık tüm yolların çıkacağı sonları.. aklında yine tek anahtar..

vazgeçiş değil mi ölüm denen şey? tek bi adım, sadece ufak bi adım değil mi çizginin diğer tarafına? korkaklık mı? yoksa cesaret mi? gerçek olan ne peki? yaşamak mı yoksa ölmek mi?

ne düşündüğünü biliyorum.. ama gidilecek daha fazla yol kalmadığında artık ya da eksildiğinde arşınlayacağın kilometreler, kötürüm bi aşk yoldaşlık eder dizlerine.. ayakların basamamazlıktan yorulmuş ve titrek.. tekerlekli ümitlerdir çözülmeksizin bağlı kaldığın..

hadi.. uzat elini.. son bi dans daha..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filizm

Salıncaklar

Bir Yaşam İki Hayat