Yol
sabretmeyi öğreneceksin ilk önce.. karanlıkta beklemeyi bilecek, doğru zamanda doğru yerde olmanın ne anlama gelmediğini göreceksin..
ağlamayı öğretecek sana.. ağlamaklı gülüşlerin ne anlama geldiğini.. gizemli bi anahtar olduğunu ağlamanın ve tüm kapıları kendi yoluyla açmayı bildiğini öğretecek..
sadeliği öğreneceksin.. alaca renkleri bi kenara bırakmayı ilk başta.. ve sonra birer birer kurtulmayı üzerindeki tüm fazlalıktan.. çırılçıplak yürümeyi öğretecek sana.. kendi gerçekliğinle el ele..
bildiğin her şeyi unutmayı bilmiyorsun henüz değil mi? korkma, öğretecek.. tekme tokat kavga etmeyi, elinin tersiyle reddetmeyi, kahkahalarla gülmeyi, salya sümük ağlamayı, sarılmayı, okşamayı, öpüp koklamayı öğretecek..
en huysuzunu tanıyacaksın.. en yapıcısını, en yıkıcısını.. en cesuru da çıkacak karşına, en ödleği de.. kimisi yavşak olacak, kimisi yalancı.. kimisine dost diyeceksin, kimisine arkadaş.. sevgililer çıkaracaksın içlerinden, sevgisizler.. yaratılmışların en çirkini insanı tanıyacaksın..
seçmeyi öğreneceksin.. görebildiğin tüm renklerden sana özel olanını seçebilecek.. yıldızlar arasından bi tane de kendine edineceksin.. bazen çok yerine azı, bazen az yerine daha azını isteyeceksin.. bazen seçtikçe doyamayacak; bazen doyduğun için seçemeyeceksin.. kendi ışığını parlatmayı öğreneceksin..
denizler altında pırlantadan camiler kuracak.. dağ başlarında, gün ışığından kiliseler yapacak sana.. yürüdüğün her yolun sonunu kendi Kâbe’ne çıkaracak.. ya da mezarına koşacaksın uygun adım..
yumurtalıklarında oluşup, göğüslerinde büyüyecek yepyeni dünyalar.. yaşadığın dünyanın ne kadar küçük olduğunu öğreneceksin büyüttükçe.. evrenin eksikliğini görecek, insanın hak etmediği fazlalıklardan dem vuracaksın..
işaret parmağında ay ışığı, gölgelere dokunmayı öğreneceksin.. gölgelerden kaçmayı..
olmayı öğrenmelisin ama, ölmeyi değil.. geçip giden zamanlardaki kocaman hayallerin için üzülmemeyi, bi ölü için bile gülebilmeyi öğreneceksin.. balık kılçığından dağları, insan etinden tarlaları görecek, dipsiz kuyularda acı çekeceksin.. acının güzelliğini öğreneceksin..
el değmemiş olanı öğretecek sana.. el değmemişin güzelliğini.. kocaman insanların, küçücük dünyalarını göreceksin.. tam tersi ya da.. küçücük balıkların kocaman denizlerini..
en büyük mucizeye tanık olmayı öğreneceksin elindekilerin hepsini toparladığında.. sahip olduğun en güzel hediyeyi görecek, yaşadığın için şükürler üstüne şükürler edeceksin.. amaçsız yaşadığında, yaşamın amacını öğrenecek, amaçsız yaşamın ne olduğunu göreceksin..
paldır küldür düşmeyi öğretecek sana.. ateşlere düşmeyi.. pişmeyi öğreneceksin.. yanmamayı.. olmayı.. bütün varlığın alınacak elinden.. karışacaksın evrenin tozuna.. duman olmayı öğreneceksin..
uçup gitmeyi de bileceksin..
kalıp sevmeyi de..
öyle kitaplara el basarak değil ama.. yeminler içerek, parmaklar çekerek değil..
yalnızca sevmeyi..
ağıt tutmayı da öğreneceksin ölenlerin ardından.. hatıralarını anımsayıp gülümsemeyi de..
bazen değişmek için yaşamayı; bazen de yaşamak için değişmeyi seçeceksin.. ama oyun bahçesinde uyuyakalmış bi çocuğun anlatabileceklerini geçmeyecek seni dinlemek isteyenlere dökebileceklerin..
senin de içine dünyaları gömebileceğin bi mezarın olacak sonunda.. vişne ağacından düşürüp incittiğin hayallerini koynuna alıp uyumayı öğreneceksin.. sadece yağmur yağdığında giyip, sonra özenle kuruladığın ve orada gebe kalınan tek şeyin hep ayrılıklar olduğu hayallerinle ebediyen uyumayı da öğreneceksin..
bilmiyorum yolun neresindesin ama.. kolay gelsin..
ağlamayı öğretecek sana.. ağlamaklı gülüşlerin ne anlama geldiğini.. gizemli bi anahtar olduğunu ağlamanın ve tüm kapıları kendi yoluyla açmayı bildiğini öğretecek..
sadeliği öğreneceksin.. alaca renkleri bi kenara bırakmayı ilk başta.. ve sonra birer birer kurtulmayı üzerindeki tüm fazlalıktan.. çırılçıplak yürümeyi öğretecek sana.. kendi gerçekliğinle el ele..
bildiğin her şeyi unutmayı bilmiyorsun henüz değil mi? korkma, öğretecek.. tekme tokat kavga etmeyi, elinin tersiyle reddetmeyi, kahkahalarla gülmeyi, salya sümük ağlamayı, sarılmayı, okşamayı, öpüp koklamayı öğretecek..
en huysuzunu tanıyacaksın.. en yapıcısını, en yıkıcısını.. en cesuru da çıkacak karşına, en ödleği de.. kimisi yavşak olacak, kimisi yalancı.. kimisine dost diyeceksin, kimisine arkadaş.. sevgililer çıkaracaksın içlerinden, sevgisizler.. yaratılmışların en çirkini insanı tanıyacaksın..
seçmeyi öğreneceksin.. görebildiğin tüm renklerden sana özel olanını seçebilecek.. yıldızlar arasından bi tane de kendine edineceksin.. bazen çok yerine azı, bazen az yerine daha azını isteyeceksin.. bazen seçtikçe doyamayacak; bazen doyduğun için seçemeyeceksin.. kendi ışığını parlatmayı öğreneceksin..
denizler altında pırlantadan camiler kuracak.. dağ başlarında, gün ışığından kiliseler yapacak sana.. yürüdüğün her yolun sonunu kendi Kâbe’ne çıkaracak.. ya da mezarına koşacaksın uygun adım..
yumurtalıklarında oluşup, göğüslerinde büyüyecek yepyeni dünyalar.. yaşadığın dünyanın ne kadar küçük olduğunu öğreneceksin büyüttükçe.. evrenin eksikliğini görecek, insanın hak etmediği fazlalıklardan dem vuracaksın..
işaret parmağında ay ışığı, gölgelere dokunmayı öğreneceksin.. gölgelerden kaçmayı..
olmayı öğrenmelisin ama, ölmeyi değil.. geçip giden zamanlardaki kocaman hayallerin için üzülmemeyi, bi ölü için bile gülebilmeyi öğreneceksin.. balık kılçığından dağları, insan etinden tarlaları görecek, dipsiz kuyularda acı çekeceksin.. acının güzelliğini öğreneceksin..
el değmemiş olanı öğretecek sana.. el değmemişin güzelliğini.. kocaman insanların, küçücük dünyalarını göreceksin.. tam tersi ya da.. küçücük balıkların kocaman denizlerini..
en büyük mucizeye tanık olmayı öğreneceksin elindekilerin hepsini toparladığında.. sahip olduğun en güzel hediyeyi görecek, yaşadığın için şükürler üstüne şükürler edeceksin.. amaçsız yaşadığında, yaşamın amacını öğrenecek, amaçsız yaşamın ne olduğunu göreceksin..
paldır küldür düşmeyi öğretecek sana.. ateşlere düşmeyi.. pişmeyi öğreneceksin.. yanmamayı.. olmayı.. bütün varlığın alınacak elinden.. karışacaksın evrenin tozuna.. duman olmayı öğreneceksin..
uçup gitmeyi de bileceksin..
kalıp sevmeyi de..
öyle kitaplara el basarak değil ama.. yeminler içerek, parmaklar çekerek değil..
yalnızca sevmeyi..
ağıt tutmayı da öğreneceksin ölenlerin ardından.. hatıralarını anımsayıp gülümsemeyi de..
bazen değişmek için yaşamayı; bazen de yaşamak için değişmeyi seçeceksin.. ama oyun bahçesinde uyuyakalmış bi çocuğun anlatabileceklerini geçmeyecek seni dinlemek isteyenlere dökebileceklerin..
senin de içine dünyaları gömebileceğin bi mezarın olacak sonunda.. vişne ağacından düşürüp incittiğin hayallerini koynuna alıp uyumayı öğreneceksin.. sadece yağmur yağdığında giyip, sonra özenle kuruladığın ve orada gebe kalınan tek şeyin hep ayrılıklar olduğu hayallerinle ebediyen uyumayı da öğreneceksin..
bilmiyorum yolun neresindesin ama.. kolay gelsin..

Her yazını okuduktan sonra bi teşekkür borcu oluşuyor ben de...teşekkürler her yazın için
YanıtlaSilrica ederim.. ben teşekkür ederim..
Sil